January 2012
1 post
hava kararıyor…
3 gün önce verandamda oturmuş, buz gibi portakal suyumu yudumlarken, içimden küfrettiğim o bunaltıcı sıcakların bir an önce geçmesi için tanrı’ya yalvardım. Tanrı hayatımda ilk kez beni dinlemiş gibiydi, 15 dakika sonra rüzgar esmeye başladı, yarım saat içinde yağmur… ertesi gün kapımı çalan postacı çok telaşlı görünüyordu, adeta bahçemde dolaşan azgın bir...
October 2011
1 post
bir kadın, ellerini karnında kavuşturmuş, bana bakıyor…göle ve çevresine hakim yüksek bir balkon manzarası arkasında bitiverdi…renkler gerçek olamayacak kadar soluk, bir o kadar da çarpıcı… Ancak en gizemli yanı yüzü kadının, melankolinin yetmediği, bir gülümseme, sanki içten içe ağlıyor.
August 2011
1 post
ayıp ayıp denmez öyle
ahh nerden başlasam…
biz insanlar ne kadar inatçı yaratıklarız, bunun farkına varmak zor değil aslında yani, inatçı olduğumuzu anlamak için dahi olmaya gerek yok ancak inatçılığımızın boyutları beni gerçekten hayrete düşürüyor. hepimizin beyninde birşeyler dönüyor, tekrar tekrar çalıyor hiç durmadan; sabit fikirlerimiz ve boş hayallerimiz…
Ve o kadar inatçıyız bu boş...
July 2011
1 post
güneşli bir günün akşamı, hava sıcak ama terli değilim. hava kararmadı gerçi tam, akşamüstü diyelim biz ona. Kulaklarım dışında hiçbir yerime odaklanamıyorum. kulaklarım o kadar dolu ki ve o kadar meşgul ki gelen sesleri işlemekle; bir davul, bir çocuk sesi -çok sinir bozucu-, sert bir vokal, gıcırdayan bir keman, televizyon gürültüsü, do, re, mi… hepsi beynimin içinde 100 kat...
June 2011
5 posts
bu saatte slayer dinleyen bi göt var.
Biz
Bizim kim olduğumuz sorunsalı hiçbir zaman çözümlenemedi, öyle çok varsayım, öyle çok tahminde bulunuldu ki artık hiçbirini hatırlamaya değmiyor. neden mi? çünkü hepsi başarısız oldu…
—Kimsiniz siz?
—Biz kim miyiz?
—Ahhhahaha çok komik lan bu soru!
Toplum içinde bir kimliğe sahip olmamanız çok yabancılık çekeceğiniz anlamına geliyor olabilir sizin dünyanızda, fakat biz...
Karanlığın sessizliği beraberinde getirdiği yanılgısından çok geç kurtuldum. Hayır, karanlıktan tamamiyle uzak olduğumdan değil, gerçek karanlığın farkına varamayışımdan kaynaklanıyordu bu eksiklik…
Horrrrr, pşiuuu…
horrrrrrrr, pşiuuuuu….(Kimdi lan bu horlayan?)
İşkence gibi, istikrarlı bir melodi ile sürüp giden ama bitip bitmeyeceğine bir türlü emin olamadığınız bir horlamaydı bu. Bir an uykusunda ölüp yine de sonsuza kadar horlamaya devam edecekmiş hissi veren, sonrasında tamam, uyandı işte klavye takırtıma dedirten bir horlama. belki de evrenimi en iyi özetleyen ses…
...
Uykudan önce
ahh…
hatırladım mı bişeyler ne…
yok canım, olmaz öyle şey…
küfür mü etsem…
bi de nokta yerine virgül koymayı bıraksa elim„,
işte aklımdan geçenler
May 2011
1 post
yüzümdeki gülümsemeyi bir milisaniye içinde yok etmeyi başarıyosunuz ya, helal...
December 2010
2 posts
kafam boş
kafam boş, hafif.
bir rüzgar uğulduyor içinde
karanlık, doldurulamaz mahzenin.
bir kıpırtı, bir ayak sesi, bir iz, bir kırıntı
bulursan haber ver bana.
sonsuzluğu nasıl hapsedersin
karanlığın içine
bir yalan, bir aldatmaca
soğuk dünyanın eteklerinde
bir çığlık, yankılanarak sönen
yetmeli mi bu kasvetli yanlızlığa
ve dudaklarının ucuna gelen kanı
umursayacak birşey varmı içeride?
yok,...
Unutulanlara...
evet, bu yazım unutulanlara. unutulandan kastım, hatırlanacak birşeyi olanlardır, ama onlar unutulmuş, sessiz diyarlarda yürürken, belki de otururken onları hatırlayan yine de ben olmak istiyorum isimlerini unutmuş olsak bile. belki de kendim unutulacağımdan korkuyorum, ama bu neden umrumda ki? Ama belki de en değerli olanlar unutulanlar, ve o kadar çoklar ki… bu küçük hafizamızda...
November 2010
2 posts
evet, bir boşlukla daha karşı karşıyayız. Bakalım içinden neler çıkacak…
yürürken aynı zamanda yürürken yapamayacağınız şeyleri yapmaya çalışıyordu, aklına gelen bütün imkansızlıklar, benim de aklıma gelenleri belki de, bir zamanlar. Bir zamanlar nasıl da dağıtmıştım herşeyi, toplamak yıllar almıştı: burnumu otellerden birinde kaybetmiştim ama hangi otel olduğunu hatırlayamayacak kadar...
Kahvesini yudumlarken düşünüyordu, kahvesini yudumlayan bir adam ne düşünürse onu: kahvenin kokusunu içine çekip birazdan yapacağı uyandırıcı etkiye hazırlanmasını sağlayacak uyanmış birkaç düşünce. Uyumamaya karar vermişti. Uyumak sadece ilhamını köreltmekle kalmıyor, ayrıca zamanını da çalıyordu. uyuyunca bütün düşünceleri sıraya dizilip, paketlenip beynindeki o güzel raflara konulmuyor muydu?...
October 2010
9 posts
Koşuyorum
koşuyorum. hatırlayamadığım şeylerden geri kalan tek çıkış yolu. koşmak tek çözüm. “peki nereye?” bir ses yine hatırlayamadığım yerlerden. “yakalanamam!” geldi cevap, tanıdık bir ses. “kim? neymiş? nerede?”, afallayan ben. “daha kendi kıçını soktuğun bataktan haberin yok sersem herif!”. “önce koş, sonra düşünürsün.” Kavramlar kafamda...
The less you know, the better you sleep
– Russian proverb
depresif (kısaca ergen sıtayla)
oldum olası düşünüyom, hiç yeterince düşünemedim. kim yeterince düşündü ondan da emin değilim. Ama birşey biliyorum, etrafımda benden az düşünen insanlar bolca bulunmakta. neden böyle herşey(?), idealist beynimize işkence eden evren. uykumuzu bölen düşünceler neden boş geliyor? ideallerimizin kaynağı olan o kötülük abidesi ne zaman rahat verdi ki. büyüyünce kurtulacağımızı ummaktan başka çare yok....
Ara kardeşim tanrıyı; kuyuda, evde, çatıda, yerde, gökte, uçurumda. Bulursan...
– Salu
dandilliden dallamalar
ana dilinin olması güzel birşey değilmi ;). hele saçmalamaya bu kadar elverişli bir ana dilinin olması. hatta saçmalayarak edebi güzellikler yaratabilmek. kuralları esnetebilmek ve pervasızca yazmak. arada gelen isteği doyurmak için ne ideal bir dilimiz var.
Düzen doğaldır. aynı düzeni iç sesim istemez. düzensizlikten düzen doğar. sonsuz sayıda düzen iç içe geçip düzensizlik oluşturur....
And the new slavery is to keep the people
Poor and stupid, “Novus Ordo...
– Megadeth - Washington is next
kaos üzerine
pırrrt fışşşt gümbürrtt ve hoşurrrttt vardı ilk başta! (pastafaryanlar Aaargh! diyor buna ki Aaargh aslında bu seslerin toplamıdır.)
kaos budur işte! başlangıçtaki anlamsız fışkırıkların sarmallanarak dönelemesi ve hışırdayarak fokurdaması. sonunda ortaya çıkan şey nedir? sonu yoktur ki! hahhaha.
ama biz ortası sayılırız kaosun. tabi zaman süreci içerisinde bakarsak( zamanın doğrusal olduğunu...
neden bu kadar aptalız? hıh! ver soruyu önden sonra sansasyonel olsun yazı! türk dizilerine bok atmak gibi oldu bu. aşikar olanı açıklamak, belli olanı ballandırmak, uyuyanın uyanacağını sanmak, bunlar geride kalmalı. insanların kötü huylarından biri daha. hıh! kimim ben ki hor görüyorum bütün bu saçmalıkları? ne sanıyorum kendimi, daha birçok yetiden yoksun olan ben kendimde ne buluyorum da bu...
Günaydın
uyandı, dandik uykusunun bu kadar kırılgan olmasına bir kez daha üzüldü. kan çanağı gibi gözlerle lavaboya yürüdü, aynaya baktı; mahvolmuş saçına aldırmadan suyu açtı, bir süre bekledi. bu bekleyişi biliyordu, daha önce de yapmıştı, suyun soğukluğundan ve uyarıcılığından çekiniyordu fakat yatağına geri dönemeyeceği de aşikardı. yavaş yavaş önce ellerini, sonra yüzünü ıslattı. yeteri kadar, daha...
September 2010
4 posts
Bir ateistin gözünden metafizik
Siz! değerli okur, sizi mutlu etmek için önce ne yazdığımın anlaşılabilir olması lazım değil mi? eh bu konuda enlaşıyorsak önce size hakkında yazacağım konuyu anlatmalıyım.
Evet alican! metafizik nedir? hocam benim bildiğim bi metefizik var, o da fizik sınavlarımın baş kahramanı arka sıramda oturan mete! Otur yavrum, siz de kıs kıs gülmeyin!
Metafizik, ilk felsefeciler tarafından fizik ötesinde...
saçmalamak yada saçmalamamak
Eveet yine işi olmayan insanın son durağı olarak karşınızdayım. burada saçmalamak ve saçmalamamak hakkında birşeyler yazacağım. biraz saçmalayacağım, biraz saçmalamayacağım.
öncelikle, başlıktaki eylemlerden birisini yapabilmek için bir konumuz olmalı. konunu türü eylemimizin akışını derinden etkiler, çünkü bazı konular saçmalamaya daha elverişlidir, nitelikli saçmalamaya olanak sağlar yada...
Fear, Pain, Hatred, Power.
This is the art of ruin
– Lamb of God
Zaman Üzerine Karalamalar
şimdi ben buraya karalayacağım, sonra herkes ne yazdığımı anlayacak ha! anlamayın kardeşim, ben yine de karalayacağım…
öncelikle zamanın ne olduğundan ve niteliklerinin neler olduklarından bahsetmeliyim. zaman nedir?
zaman kavramını insan nasıl algılar? bu sorulara cevabı kendimiz vermeliyiz. ama okuyucunun tembel olacağından emin olduğumdan ben vereceğim. “zamanı ölçeriz”; bu...