Horrrrr, pşiuuu…

horrrrrrrr, pşiuuuuu….(Kimdi lan bu horlayan?)

İşkence gibi, istikrarlı bir melodi ile sürüp giden ama bitip bitmeyeceğine bir türlü emin olamadığınız bir horlamaydı bu. Bir an uykusunda ölüp yine de sonsuza kadar horlamaya devam edecekmiş hissi veren, sonrasında tamam, uyandı işte klavye takırtıma dedirten bir horlama. belki de evrenimi en iyi özetleyen ses…

Ne zaman, nerede, nasıl hatırlamıyorum ama bu evrene açtım gözlerimi bir gün, bir saat, belkide bir ayda. Bu evren, benim evrenim. Benim evrenimde ne değerliydi, yaşamaya değer ne vardı; bir çift uykulu göz… o da belki. Ama daha dün uyanmıştım güneşli bir sabaha, elimde bir hırka, sokağa inmemiş miydim…

Ah evet! Sokakta yürüyen bir adam, şaşkın şaşkın bakıyor, ağzından duyulmayan bir şarkı dökülen gence. Genç acaba ne düşünüyor, aklı nerede? Bu akılsız uçarcasına yanından geçerken, acıyor kendine ve düşüncelere bırakıyor aklını, ve ayakları artık kendi başlarınalar bu yürüyüşte. Ve bir tramvayda bakışlarını yakalıyor gencin, hevesli oğlanlardan biri ve midesinde buz kalıpları beliriveriyor, ah ne kadar soğuk bir bakış…

O genç ben miyim… keşke ben olsam