ayıp ayıp denmez öyle

ahh nerden başlasam…

biz insanlar ne kadar inatçı yaratıklarız, bunun farkına varmak zor değil aslında yani, inatçı olduğumuzu anlamak için dahi olmaya gerek yok ancak inatçılığımızın boyutları beni gerçekten hayrete düşürüyor. hepimizin beyninde birşeyler dönüyor, tekrar tekrar çalıyor hiç durmadan; sabit fikirlerimiz ve boş hayallerimiz…

Ve o kadar inatçıyız bu boş düşüncelerimizde, o kadar inatçıyız ki isteklerimizde, onları bir kenara bırakıp yolumuza devam etmek yerine şu hayatta en değerli şeyin, yaşam süremizin büyük bir bölümünü düşünmeye ayırıyoruz, bir gözden geçirmeyi deneyin hayatınızdaki bütün kararsızlıkları, aldığınız kararları, endişelerinizi, gözünüze uyku girmeyen geceleri… Hepsi şu an durduğunuz yerden bakınca hatırlamaya bile değmeyecek zaman bölümleri hayatınızın kalbinden sökülmüş ve bir kenara atılmış, boş. bir düşünün, son kez uzun uzun düşünün, geriye kalan hayatınızın ne kadarını zihninize kapanarak geçireceksiniz, ve düşünün, hayatınızın her saniyesi ne kadar önemli…

“Ama öyle denmez çok ayıp.” Biliyor musunuz, filozoflar gerizekalıydı. size bir tavsiyem var; bütün kaygılarınızı, utançlarınızı, korkularınızı ve hayallerinizi geride bırakın, ve bundan sonra herhangi bir şey üzerinde saçma olsun yada olmasın ne kadar düşünmeniz gerektiğini belirleyin, mesela 3 saniye, bundan sonra ne olursa olsun üzerinde 3 saniye düşünüp bir karar verin ve uygulayın yada uygulamayın, hayatınıza devam edin sadece. Kendinizi çok rahatlamış hissedeceksiniz.

Ben bu yazıyı kendimle çelişmek pahasına yazmış olduysam da beni mazur görün, deli miyim neyim bilmiyom ama her dediğim doğrudur tanrı biliyor işte ondan

qrdsefgqsdgqdgq troooololllllololololoooooolll